|
Sevginin Kokusu
!
Dostum
birden soruverdi:
Bir insanın mutlu olduğu nasıl anlaşılır?
Şöyle düşünmüş olmalıyım:
Bilmem gözlerinin parlaklığından, neşesinden, belki yüzüne vuran iç aydınlığından.
Dostum hepsini kabul eden ama yeterli bulmayan bir el işareti yaptı:
Bunlar doğrudur. Mutluluk saklanamaz. Mutluluk insanın içinden sızar,bir
yerlere girer, orayı değiştirir.
Bir de kokusu vardır. Bilir misin mutluluk kokar. Mutluluğun kokusu mu? Doğrusu
duymamıştım.
Dostum anlayışla baktı:
Doğrudur, duymamışsındır. İnsanlar pek farketmezler. Oysa, her ruh halinin
kendine özgü bir kokusu vardır.
Eğer insanlar koku duygularını kaybetmeselerdi, bunları da bilirlerdi. Ama
bir çok şey gibi bunu da kaybettiler. Yani, önceden biliyorlar mıydı?
Elbette, biliyorlardı. Bak hayvanların birbirleriyle iletişim kurmalarında
koku nasıl önemli bir rol oynar...
Evet ama konuşamadıkları için... Dostum biraz sabırsız, sözümü kesti:
İnsanlar konuştukları için artık kokuya gerek duymuyorlar değil mi? Şimdi
sen bana insanların konuştuklarını mı söylüyorsun? Artık yanıt
vermiyordum. Dinlemeyi sürdürdüm.
Dostum:
Sen de biliyorsun ki insanlar gerçekte konuşmuyorlar. Konuşur gibi yapıyorlar.
Öğrendikleri sözcükler var. Birbirlerine onları söylüyorlar.Gerçekte çok
azı, çok az zaman için konuşuyor. Onlara da dikkat et, duygu sözcükleri
yoktur. Birbirlerine söylemeleri gereken sözleri söylerler. Onun için de çoğunlukla
birbirlerini dinlemezler. Gerçekte konuşmayan, gerçekte dinlemeyen insanlar
iki önemli iletişim aracını da kaybettikleri için artık anlaşamıyorlar.
Koku ve dokunma. İşte gerçek iletisimin iki yolu. İnsanlar ikisini de
unuttu. Onu biraz kışkırtmayı denedim.
Şimdi insanların birbirlerini koklamalarını mı söylüyorsun?
Umutsuz ve kırgın bir bakışla baktı:
Keşke ne dediğimi anlasalardı da söyleseydim. Koklamak, öyle incelikli bir
duygudur ki, bugünün insanına öğretilmesi gerekir. Zavallı koku alma
duygumuz. Öylesine kötü kokularla bozuldu ki, yeniden eğitilmesi gerekiyor.
Biliyor musun, insanlar insan kokusunu bile alamıyor. Bir kadının kokusu. Bir
erkeğin kokusu. Çocuğun kokusu. Yaşlı insanın kokusu. Umudun kokusu.
Bezginliğin kokusu. Hayata kırılmanın kokusu. Mutluluğun kokusu. İnsanlar
bütün bunları unuttular. Dokunma da öyle insanlar bunu da unuttu. Bir elin
el üstüne konması. Bir omuzun omuza dayanması. Bir sırtın sırta dayanması.
Ayakların birbirine sarılması. Bedensel dokunma. Unuttuğumuz ne çok şey
var...
Günümüz insanını savunmak istedim:
Ama sözcükler var, yazı var. Belki o yüzden unutmuşuzdur.
Dostum biraz dalgınlaştı:
Evet yalanların aracı sözler, yalanların aracı yazılar. Bir türlü içimizden
geleni söylemeyi, yazmayı bilemediğimiz için yalanlarımızın aracı
olanlar. Beden yalan söylemez, dokunuşun yalan söylemez. Bunlar gerçekleri
iletir. Sadece gerçekleri...
Parfüm dünyasının gerçek bir uzmanı şunları söylemişti:
Parfümler doğanın verdiklerine insan ustalığının katılmasının ürünüdür,
ama hiçbir parfüm kadın tenine değmeden gerçek bir koku değildir. Parfüme
kişiliğini veren, kadının özel ten kokusudur. Onun içinde parfüm her kadında
birbirinden farklı özellikler kazanır. Parfüm sürmenin ustalığı, bu karışımın
oluşmasına yardımcı olacak ölçüde biçimde sürmeyi bilmektir. Böyle sürülmediği
zaman kadın sadece parfüm kokar, ama sürmesini bilen kadının kendisi kokar.
Önemli olan da parfüm değil, kadının özel kokusudur. Bu özel kokuyu kadının
giydiği eşyaların durduğu gardropta, çamaşırlarında, özel yerlerinde
bulabilirsiniz. Dikkat edin özel kokusunu tanımadığınız hiç bir kadını
gerçekte tanımış sayılmazsınız. Ne yazık ki insanın kokusuna önem
vermeyi bilmiyoruz. Sonra bir gün
"mutluluğun kokusunu"
tanıyacaksınız. Tenin hafifçe pembeleştiğini göreceksiniz. Güneşin ilk
ışıklarına eşlik eden tozpembedir bu. Mutluluğun biraz utangaç, biraz ürkek,
biraz çekingen başlayan, ama sonra cesaretle yayılan, güç veren, kendini
duyuran özel pembesi. Bu pembeliğin üzerine dikkatle bakacaksınız. Orada buğulu
bir nemlenme göreceksiniz. Hep uçan, hep havaya karışan, hep yenilenen
üçücü bir nemlenme. Görenlere
"Sende bir şey var, aşıksın galiba"
dedirten bir bahar tazeliği, filiz tadı... Yaklaşın o tene. Yaklaşın ve
mutluluğun kokusunu duyun. Birbiriyle uyum içinde binlerce kokunun süzülmüş
kokusunu duyun. Pembeden eflatuna, deniz mavisinden güneş sarısına değişen
gökkuşağı renklerindeki özel kokuyu. İnsanı rahatlatan, dinlendiren, coşturan,
kıpırdatan, susturan, konuşturan mutluluk kokusununu duyun. Dünyanın en güzel
kokusu budur. Bebeğin annesinden aldığı koku budur. Annenin bebeğinden aldığı
koku budur. Seven insanın sevilen insandan aldığı koku budur. Ama bu koku
kendiliğinden olmuyor. Buna emek vermek gerekiyor. Sabahların, gecelerin, gün
ışıklarının birbirine karışması gerekiyor. Umutsuz günlerde, umutlu günlerde
birbirinin değerini bilmek gerekiyor. Mutluluk kokusu dağlarda, ırmaklarda değil.
Bu koku yalnız insanda. İnsanın insan da yarattığı koku bu. İnsanı insan
kılmanın kokusu. Sevginin kokusu. Güvenin kokusu.
"İYİ Kİ VARSIN"ın kokusu.
"Keşke şimdi yanımda olsaydın"ın kokusu.
"SENİ SEVİYORUM"un kokusu.
"Beni seviyorum"un kokusu.
Bir gün mutluluğun kokusunu tanıyacaksınız. O zaman daha da mutlu olacaksınız,
biliyorum.
|
|
ABSOLITION
© 2005 |
|